MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Karşıyaka’da katıldığı iftar programında, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı "Terörsüz Türkiye" mefkuresinin stratejik bir kalkan olduğunu belirterek, "Türk Devletinin istiklali ve istikbali için hayati önem arz etmektedir" dedi.
Karşıyaka İlçe Teşkilatı’nın düzenlediği iftar programında konuşan Tamer Osmanağaoğlu, Türkiye’nin bölgesel ve küresel arenadaki manevra kabiliyetini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
Saygıdeğer Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin, 2024 yılının Kasım ayında başlattığı ve ardından devlet politikası ve milli bir mefkure haline gelen Terörsüz Türkiye ülküsünü ve atılan adımları ziyadesiyle önemsiyoruz.
Çünkü Terörsüz Türkiye demek; Terörsüz bir bölge anlamına da gelmektedir.
Çünkü Terörsüz bir bölge demek; Suriye’de, Irak’ta ve hatta bugün İran’da karşılaştığımız üzere kan emici emperyalistlerin vekilliğini yapacak, paralı taşeronluğunu yapacak, satılık beyinlerin bulunmadığı bir coğrafya anlamına gelmektedir.
Ve bugün daha iyi anlaşılıyor ve müşahede ediliyor ki; iç tahkimatın güçlendirilmesi, birlik ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması, devamlı suretle tetikte olan Türk’ün, devamlı teyakkuzda bulunan Türk Devletinin istiklali ve istikbali için hayati önem arz etmektedir.
Aksi düşünüldüğünde ortaya çıkacak sonuçların, milletimize ve devletimize olan maliyeti, karmaşık ve karmaşık olduğu kadar da yüksektir.
Hamdolsun ki bölgesel ve küresel arenada manevra kabiliyetini güçlendirmiş ve gün geçtikçe bu kabiliyetini daha da arttırmak için elindeki tüm dinamikleri kullanmaktan geri durmayan bir devletimiz vardır.
Açıkça ifade etmek gerekirse;
Dün bizlere; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili sözde eleştirilerini sıralayanların, en az 7 Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla kararsızlık mekanizması vadedip siyasi istikrarı hedef alanların, bugün yaşananlardan ders çıkartması haklı bir beklentidir.
Dün bizlere; Terörsüz Türkiye ile ilgili haksız ithamlarda bulunanların, devletimizin pazarlık yaptığı iftirasıyla, devletin ve milletin kararlılıkla sürdürdüğü Terörsüz Türkiye mefkuresini akamete uğratmaya çalışanların, coğrafyamızda yaşananlardan ders çıkartması sonuna kadar haklı bir beklentidir.
Hatırlayın lütfen.
Tam 10 yıl önce Türk ordusunun nizam ve vasıflarını hedef alan 15 Temmuz Hain FETÖ’cü işgal girişimi başarılı olsaydı, bugün topyekun devletiyle bütün olan bir Türkiye tahayyül edilebilir miydi?
Darbe girişiminin hemen ardından Suriye’de gerçekleştirilen ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü için zaruri olan Barış Harekatları gerçekleştirilmemiş olsaydı, siyasi sınırlarımızın ötesinde ön alma kabiliyetimizin bu kadar güçlü olması beklenebilir miydi?
2019 yılında başlatılan Pençe ve 2021 yılında başlatılan Kilit Harekatları başlatılmamış olsaydı, Irak’ın Kuzeyinde 30 kilometre derinliğe varan güvenli bir alan tesis edilmemiş olsaydı, Türk devletinin bölgesel gücüne güç katan manevra kabiliyetinin bu kadar güçlü olması beklenebilir miydi?
Ve elbette; 2024 Kasım Ayında Liderimizin çıkışıyla başlatılan Terörsüz Türkiye süreci her türlü engellemelere, suikast girişimlerine rağmen bugünlere getirilmeseydi, İran- İsrail/ABD savaşı karşısında caydırıcılık vasfının yanında güçlü bir bütünlük içinde barış vahası gibi boy veren bir Türkiye’den bahsetmemiz ne kadar mümkün olabilirdi?
Dolayısıyla; dün Libya’da ne işimiz var diyenlerin, Suriye’de ne işimiz var diyenlerin, Irak’ta ne işimiz var diyenlerin, Karabağ’dan bize ne diyenlerin, Türkiye’ye kim saldıracakmış diyenlerin, hava savunma sistemlerine ne gerek var diyenlerin, Milli Savunma hamlelerini itibarsızlaştıranların bize bir özür borcu vardır.
Eğer bu özür borcunu inkar ediyorlarsa da bunların bu memlekete duydukları mensubiyet şuurlarında bir sorun olduğu tespit, tescil ve tasdik edilmiş demektir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettikleri gibi;
“Türkiye Cumhuriyeti dünyanın kemer taşıdır. Bu taş yerinden oynar veya oynatılırsa gök kubbe herkesin başına yıkılacaktır. Bize bir şey olmaz kolaycılığı ve duyarsızlığıyla oyalanacak ne vaktimiz ne de hakkımız vardır. Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçeğe dönüştürmek amacıyla yaptığımız mücadelenin menziline ulaşması için emekse istenen emek vereceğiz, zamansa istenen zaman harcayacağız.”