<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kemalpaşa Kulis Haber</title>
    <link>https://kemalpasakulishaber.com</link>
    <description>Haberin Kalbi Burada Atıyor</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://kemalpasakulishaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 22:13:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne bebek bağı bebeğin dünyasını şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/anne-bebek-bagi-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/anne-bebek-bagi-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anne ile bebek arasındaki duygusal bağın anne karnında başladığını belirten uzmanlar, ilk temasın bu bağın temelini oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 2 Mayıs Dünya Bebek Günü kapsamında anne ile bebek arasındaki bağın, bebeğin duygusal gelişimi ve dünyayı algılayış biçimi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>Ülkü, bu bağın anne karnında başlayıp doğum sonrası ilk temasla güçlendiğini belirterek, “Annenin şefkati, teması ve duygusal varlığı, bebeğin temel güven duygusunu şekillendirir. İlk göz teması, kucaklama ve duyarlılık, bu bağın temelini oluşturur” dedi.</p>

<p><img height="523" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/05/01/1746090097-nci-nur-lk-1-1746104286-484-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Bebeklerin annelerinin duygularını doğuştan algıladığını vurgulayan İnci Nur Ülkü, “Bebek, annenin stresini veya sakinliğini ses tonu, yüz ifadesi ve dokunuşlarıyla hisseder. Annenin yüksek kortizol seviyesi, bebekte de stres tepkilerine yol açabilir. Bebek, annenin iç dünyasını bedensel ve duygusal olarak yansıtır” diye konuştu.</p>

<p>Annenin ruhsal durumunun, özellikle doğum sonrası depresyon veya anksiyete gibi sorunların, bağı zayıflatabileceğini ifade eden Ülkü, “Bu durum, bebekte güvensizlik, huzursuzluk ve uzun vadede duygusal düzenleme sorunlarına yol açabilir” uyarısında bulundu. Ancak, “mükemmel anne” olmak gerekmediğini, “yeterince iyi anne” kavramının önemli olduğunu belirten Ülkü, annenin kendine iyi bakmasının da kritik olduğunu vurguladı.</p>

<p>“Annenin duygusal ve fiziksel tükenmişliği, bebeğine yansır" diyen&nbsp;Ülkü, "Uçaklardaki ‘önce kendi oksijen maskenizi takın’ uyarısı gibi, annenin kendine şefkat göstermesi, destek alması, rahatlama pratikleri yapması veya profesyonel yardım alması, bebeğine daha iyi bakabilmesinin ön koşulu" dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/anne-bebek-bagi-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 01 May 2025 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/05/agency/igf/anne-bebek-bagi-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor.webp" type="image/jpeg" length="81495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş eti çekilmesi diş kaybı ile sonuçlanabilir!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/dis-eti-cekilmesi-dis-kaybi-ile-sonuclanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/dis-eti-cekilmesi-dis-kaybi-ile-sonuclanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş eti çekilmesinin diş köklerinin açığa çıkması durumu olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun zamanla kemik kaybına yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, dişin kök kısmının açığa çıkması dişi çevreleyen kemik yapısının kaybına neden olabilir.</p>

<p>Diş eti çekilmesinin, diş eti kenarının kök yüzeyine doğru geri çekilmesi durumuna denildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, “Bu durum diş kökünün açığa çıkmasına neden olur. Diş eti çekilmesine neden olan faktörler arasında; diş pozisyon bozuklukları, yanlış teknikle veya sert diş fırçalama, diş sıkma, kötü ağız hijyeni ve diş eti hastalıkları yer alır.” dedi.</p>

<p>Diş eti çekilmesi ile dişin kök kısmının açığa çıkmasının bu bölgede bakteri birikimini kolaylaştırdığına dikkat çeken Karaduran, “Zamanla, bakteri plağı ve diş taşı birikimi sonucu oluşan diş eti hastalığı nedeniyle dişi çevreleyen kemik yapısı etkilenir, kemik kaybı yaşanabilir ve dişlerin destek yapısı zayıflar. Diş eti çekilmesi tedavi edilmediğinde ve dişleri çevreleyen sert dokunun tamamen ortadan kalktığı durumlarda süreç dişin kaybı ile sonuçlanabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/04/02/1743576573-k-bra-karaduran-002-1743593739-276-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Diş eti çekilmesinin erken belirtilerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, “Diş etinde kanama şikayeti, diş etinde şişlik, kızarıklık veya hassasiyet olması, ağızda kötü tat veya kötü nefes varlığı ve dişlerde hassasiyet şikayeti diş eti çekilmesi belirtisi olabilir.” dedi. Diş eti çekilmesinin erken aşamalarda, konservatif yöntemlerle tedavi edilebileceğini vurgulayan Karaduran, “Diş taşı temizliği tedavisi ile plak ve diş taşı birikintileri uzaklaştırılır. Tedavi sonrasında doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanımı konusunda hastaya bilgilendirme yapılır ve bu diş etlerinin sağlığını korumasında yardımcı olur. Eğer diş etinde enfeksiyon durumu var ise antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Erken aşamalarda doğru tedavi yaklaşımı ile diş eti çekilmesinin ilerlemesi durdurulabilir, ancak ileri düzey dişeti çekilmeleri olan durumlarda cerrahi tedavilere ihtiyaç duyulabilir.” diye konuştu.</p>

<p>İleri düzey diş eti çekilmelerinde, diş eti kenarının daha fazla geriye çekilmesini önlemek amacıyla, frenulumun uzaklaştırılması işlemi yapılabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, diş eti çekilmesinin bazı risk faktörleri tarafından tetiklenebildiğini belirterek, “Yetersiz diş fırçalama, yanlış teknikle veya sert diş fırçalama, diş ipi kullanmama, diş taşlarının birikmesi, ailede diş eti hastalığı geçmişi olması, sigara kullanımı, diş pozizyon bozuklukları, diş sıkma ve hormonel değişiklikler diş eti çekilmesine neden olabilen başlıca risk faktörleri arasında sayılabilir.” dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/dis-eti-cekilmesi-dis-kaybi-ile-sonuclanabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Apr 2025 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/04/agency/igf/dis-eti-cekilmesi-dis-kaybi-ile-sonuclanabilir.webp" type="image/jpeg" length="85165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemalpaşa'da 14 Mart Tıp Bayramı Ziyareti]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/kemalpasada-14-mart-tip-bayrami-ziyareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/kemalpasada-14-mart-tip-bayrami-ziyareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, beraberinde Cumhuriyet Başsavcısı Bahadır Bilen ve Cumhuriyet Savcısı İskender Daştan ile birlikte İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, beraberinde Cumhuriyet Başsavcısı Bahadır Bilen ve Cumhuriyet Savcısı İskender Daştan ile birlikte İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaret kapsamında İlçe Sağlık Müdürü Dr. İlker Adıgüzel ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen heyet, tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı. Kaymakam Sarı ve beraberindeki heyet, sağlık çalışanlarına çiçek takdim ederek, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Dr. İlker Adıgüzel sağlık çalışanları adına teşekkür etti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/kemalpasada-14-mart-tip-bayrami-ziyareti</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Mar 2025 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/03/tip-bayrami.jpg" type="image/jpeg" length="56180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı iftar sofrası için 10 öneri!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/saglikli-iftar-sofrasi-icin-10-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/saglikli-iftar-sofrasi-icin-10-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dengeli ve düzenli bir beslenme planın yanı sıra yeterli fiziksel aktiviteyle birlikte geçen oruç sürecinin hem kilo kontrolüne yardımcı olduğunu hem de bağışıklık sistemini olumlu etkilediğini açıklayan Diyet Uzmanı Tuba Örnek, orucun faydalarından yararlanabilmek için ilk adımın oruç tutacak kişinin herhangi bir hastalığının olmaması olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA9 - </strong>Ramazan ayıyla birlikte oruç tutmanın genel sağlığa faydaları da gündeme geliyor.</p>

<p>Bilinçli sürdürülmeyen orucun ise yarardan çok zarar getireceğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Uzun süreli açlık sonrası hızlı ve ağır yemekler tüketmenin mide ve bağırsak rahatsızlıkları, sahur ve iftar arasında yeterli miktarda sıvı almamanın dehidrasyon, yetersiz ya da hatalı beslenmenin halsizlik ve tansiyon düşüklüğü gibi olumsuzluklara sebep olabileceği unutulmamalı” dedi.</p>

<p><img height="273" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/03/09/1741329737-asm-tubaornek-gorseli-1741531780-56-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Uzman Diyetisyen Tuba Örnek, ramazan ayında sağlıklı iftar sofraları için 10 tavsiyede bulundu:</p>

<p></p>

<ol>
 <li>Gün boyu tok kalmayı sağlayan sebze, meyve, yulaf ezmesi ve tam tahıllı ekmekler gibi <strong>lifli besinler sahur sofrasında </strong>öncelikli olarak tercih edilmeli. Peynir, yumurta, yoğurt ve kefir gibi protein açısından zengin gıdaların da yeterli miktarda alındığından emin olunmalı.</li>
 <li>İftar yemeğine <strong>hurmayla başlamak </strong>hızlı enerji verdiği ve mideyi rahatlattığı için oldukça faydalı. Hurmanın ardından da çorba ile hafif bir başlangıç yapılmalı.</li>
 <li>Şeker ve krema içermeyen, <strong>kızartılmayan, yağ ve tuz oranı yüksek olmayan ana yemekler </strong>hazırlanmalı. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı.</li>
 <li><strong>Yoğurt ve salata çeşitleri </strong>iftar sofrasında mutlaka yerini almalı.</li>
 <li>Yemek esnasında <strong>su tüketimi sindirimi zorlaştırabileceği için kısıtlanmalı, </strong>iftardan yaklaşık 1 saat sonra artırılmalı.</li>
 <li><strong>Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler </strong>vücutta sıvı kaybına yol açabileceği için aşırıya kaçılmadan tüketilmesine dikkat edilmeli.</li>
 <li>İftarın üstünden en az 2 saat geçmesi koşuluyla, tatlı veya atıştırmalık ihtiyacı için şerbetli seçenekler yerine <strong>süt ürünleriyle yapılmış tatlılara </strong>yönelinebilir. Tatlıya alternatif olarak meyve veya bir avuç kadar ceviz, fındık veya badem gibi kuru yemişler de tercih edilebilir.</li>
 <li>Herhangi bir sağlık problemi olmadığı sürece <strong>sahur öğünü kesinlikle atlanmamalı.</strong></li>
 <li>Sindirimi kolaylaştırmak için <strong>yemekler yavaş ve iyi çiğnenmeli.</strong></li>
 <li>Dehidrasyonun önlenmesi için <strong>sahur ve iftar arasında en az 2 litre su </strong>tüketilmeli.</li>
</ol>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/saglikli-iftar-sofrasi-icin-10-oneri</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Mar 2025 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/03/agency/igf/saglikli-iftar-sofrasi-icin-10-oneri.webp" type="image/jpeg" length="10625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulakta tıkanma varsa uçak yolculuğu tehlikeli midir?]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/kulakta-tikanma-varsa-ucak-yolculugu-tehlikeli-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/kulakta-tikanma-varsa-ucak-yolculugu-tehlikeli-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yolculuktan önce kulaklarda tıkanma varsa uçak yolculuğu çok tehlikeli olabilir.Orta kulak boşluğu östaki borusu yoluyla burun arkası yani geniz ile bağlantı halindedir, orta kulak boşluğunun basıncını östaki borusu sağlar, normalde kapalı olan östaki borusu yutkunma, sakız çiğneme, hapşırma, öksürme ve ıkınma esnasında açılıp kapanarak orta kulak basıncını düzenler.&nbsp;</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/06/doc-dr-yavuz-selim-bey-1738851411-150-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Üst solunum yolu enfeksiyonları östaki borusu tıkanıklığının en önemli sebebidir. Burun çeşitli nedenlerle tıkandığında örneğin alerjik rinit, burun eti, burunda kemik eğriliği, geniz eti ve çeşitli tümörler östaki borusu’nun tıkanmasına neden olur.Östaki borusu tıkandığı zaman orta kulak basıncı bozulur.Basınç eşitlemesi yapılamayan kulakta seslerin iletiminde problem olur. Bu kişiler kulaklarının tıkandığını hisseder, kulaklarında bir ağırlık hisseder, eğer bu şekilde uçak yolculuğu yapacak olurlarsa uçağın kalkış ve iniş esnasında kulaktaki basıncın eşitlenememesine bağlı kulak zarında ve iç kulakta ciddi hasarlar oluşabilir,&nbsp;</p>

<p>Bu problemden kurtulmak için bazı basit önlemler işe yarayabilir.Uçak kalkmadan yarım saat önce burun spreyi sıkmak burun içerisini rahatlatarak östaki borusu fonksiyonlarının daha iyi hale gelmesini sağlar.Uçak içerisinde ve özellikle inişe geçmeye başladığı zaman kulak basıncındaki değişikliklerden en az etkilenmek için sakız çiğnemek, yudum yudum su içmek, hafif bir şekilde balon şişirir gibi yapmak ve burun spreyi sıkmak orta kulak basıncının düzenlenmesine katkıda bulunur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerekli önlemlerin alınmasına rağmen basınç eşitlemesi yapamayan kişilerde kulak zarında kanamalar, orta kulakta sıvı birikmesi, kulak zarında delinme, iç kulak yapıların hasarlanması ve buna bağlı baş dönmesi, çınlama, işitme kaybı görülme ihtimali artar.</p>

<p>Prof.Dr.Yavuz&nbsp;Selim&nbsp;Yıldırım,''İş gereği sürekli seyahat etmek zorunda kalan insanlar kulakta basınç problemi yaşıyor ise bu problemden kalıcı olarak kurtulmak için güncel tedavi seçeneklerinden yararlanabilirler.Östaki balon dilatasyonu östaki borusundaki yapışıklıkları açarak, Östaki fonksiyonlarının normale gelmesine yardım eder. Bunun dışında alerjik şikayetleri olanların mevsim geçişlerinde alerji ilaçları kullanması burundaki ödemi azaltarak orta kulak basıncının düzenlenmesine katkıda bulunur.Burunda yapısal olarak et-kemik ve kıkırdak deformitesi bulunan kişilerin burundan ameliyat olması burun fonksiyonlarını iyileştirerek orta kulağı olumlu olarak etkiler.''dedi.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/kulakta-tikanma-varsa-ucak-yolculugu-tehlikeli-midir</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Feb 2025 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/02/agency/igf/kulakta-tikanma-varsa-ucak-yolculugu-tehlikeli-midir.webp" type="image/jpeg" length="47264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlara beslenme eğitimi]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/kadinlara-beslenme-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/kadinlara-beslenme-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından Başharık Mahallesinde faaliyet gösteren Kadın Vefa Konağı’nda kadınlara yönelik “Beslenmenin Bağırsak Sağlığı Üzerindeki Etkileri” konulu bilgilendirme eğitimi düzenlendi. Diyetisyen Kevser Şimşek tarafından verilen eğitimde, sağlıklı yaşamın temel taşı olan dengeli beslenmenin bağırsak sağlığı üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alındı.MALATYA (İGFA) -&nbsp;Kadınların yaşam kalitesini artırmalarına, sağlıklı ve bilinçli bir yaşam sürdürmelerine katkıda bulunmaları hususunda eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına önem veren Malatya Büyükşehir Belediyesi, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Eğitimde, bağırsak sağlığının vücut genel sağlığıyla bağlantısı, probiyotik ve prebiyotiklerin rolü, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması için dikkat edilmesi gerekenler ve bağırsak dostu besinler hakkında bilgi aktarıldı. Katılımcılar, günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek pratik öneriler ve yanlış bilinen doğrular hakkında da aydınlatıldı.</p>

<p><strong>“BAĞIRSAK SAĞLIĞI KRİTİK ÖNEME SAHİP”</strong></p>

<p>Diyetisyen Kevser Şimşek, eğitim sırasında yaptığı konuşmada, bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemi için değil, bağışıklık sistemi, mental sağlık ve genel yaşam kalitesi için de kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Ayrıca katılımcıların sorularını da yanıtlayan Şimşek, kişisel sağlık hedeflerine de uygun öneriler sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadın Vefa Konağı’nda gerçekleştirilen programa katılan kadınlar verilen bilgilerin günlük hayatta kendilerine büyük katkı sağlayacağını ifade ederek memnuniyetlerini dile getirdiler.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/kadinlara-beslenme-egitimi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Feb 2025 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/02/agency/igf/kadinlara-beslenme-egitimi.webp" type="image/jpeg" length="73451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! “Az miktardan bir şey olmaz” demeyin!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/dikkat-az-miktardan-bir-sey-olmaz-demeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/dikkat-az-miktardan-bir-sey-olmaz-demeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızın önemli bir sorunu olan besin alerjisi son yıllarda çocuklarda daha yaygın görülüyor. Yapılan araştırmalar; çocuklarda besin alerjisinin son 20 yıl içinde 2-3 kat arttığını gösteriyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp; </strong>Dünyada ve ülkemizde her 100 çocuktan yaklaşık 8’inde besin alerjisi oluştuğu belirtiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde şehirleşme, hareketsiz yaşam gibi yaşam tarzındaki değişiklikler, hava kirliliği, kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörler, çocukların mikroorganizmalar ile yeterince temas etmemesi, cilt veya bağırsak gibi koruyucu yapıların zarar görmesi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çocuklarda gelişen besin alerjisinin temel nedenlerini oluşturuyor.&nbsp;<strong>Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız,</strong>&nbsp; bağışıklık ve sindirim &nbsp;sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığı için besin alerjisine en sık bebeklik ve erken çocukluk dönemi olan ilk 3 yaşta rastlandığına dikkat çekerek, &nbsp; “Besin alerjisi çocuğun beslenmesini kısıtlayarak büyüme ile gelişmeyi olumsuz etkileyebiliyor ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabiliyor, dahası nefes darlığı gibi ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor. Bu nedenle çocuğunda besin alerjisi olduğunu düşünen ebeveynlerin hemen bir çocuk alerji hekimine başvurmaları gerekiyor. Besin alerjisi ebeveynleri çok kaygılandırsa da aslında doğru tanı, güvenli bir diyet ve acil durum hazırlığıyla çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri sağlanabiliyor” diyor.&nbsp;</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/01/15/1736836521-dr-ezg-topyildiz-1736932841-435-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>&nbsp;Alerjiye neden olan 170’ten fazla besin tanımlanmış!&nbsp;</strong></p>

<p>Günümüze kadar, besin alerjisine neden olabilen 170’ten fazla besin tanımlanmış. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, ancak bu besinlerin sadece bazılarının yaygın olarak alerjiye yol açtığını belirterek, “Çocuklarda en sık alerjiye neden olan besinler; inek sütü, yumurta, soya, buğday, yer fıstığı, kuruyemişler, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Bunlar arasında yer fıstığı ve kabuklu deniz ürünleri daha ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor” bilgisini veriyor. &nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;Sadece koklamak bile yeterli gelebiliyor!&nbsp;</strong></p>

<p>Bazı besin alerjileri ilerleyen yaşla birlikte kaybolabiliyor. Özellikle süt, yumurta ve buğday alerjisi olan çocukların önemli bir kısmında bu alerjenler gerileme eğiliminde oluyor. Bununla birlikte yer fıstığı, kuruyemiş, balık ve kabuklu deniz ürünleri gibi besinlere karşı olan alerjiler yaşam boyu devam edebiliyor. Besin alerjisi oluşması için her zaman besinin yenmesi gerekmiyor. Bazı durumlarda besinin kokusunu solumak veya deriye temas etmesi de alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TEDAVİDE 5 KRİTİK KURAL!&nbsp;</strong></p>

<p>Besin alerjisinin tedavisinde en temel hedef, çocuğun güvenliğini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin tedavisinde 5 kritik kuralı şöyle özetliyor:&nbsp;</p>

<p><strong>Alerjen besinin diyetten çıkarılması&nbsp;</strong></p>

<p>Alerjiye neden olan besin veya besinler diyetten tamamen çıkarılıyor. Ebeveynlere etiket okuma alışkanlığı kazandırılıyor ve besinlerin gizli kaynakları hakkında bilgi veriliyor. Çocuğa, yaşına uygun şekilde, hangi besinlerden kaçınması gerektiği anlatılıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Beslenme ve takviye planı&nbsp;</strong></p>

<p>Alerjen besinin diyetten çıkarılmasıyla gelişebilecek besin eksikliklerini önlemek amacıyla çocuğa özel beslenme planı oluşturuluyor. Örneğin, süt alerjisi olan çocuklarda kalsiyum ve D vitamini takviyeleri gerekebiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Acil durum yönetimi</strong></p>

<p>Ciddi reaksiyon riski taşıyan çocuklar için adrenalin oto-enjektörleri reçete ediliyor. Aileler, bakıcılar ve okuldaki yetkililer çocuğun besin alerjisi konusunda bilgilendiriliyor ve acil durumlarda nasıl müdahale edileceği öğretiliyor.</p>

<p><strong>Oral immünoterapi (OIT)&nbsp;</strong></p>

<p>Tercihen 4 yaş üzerinde, besin alerjisi gerilememiş olan çocuklarda, doktor kontrolünde, düşük dozlarla başlanarak, alerjen besinin toleransının artırılması hedefleniyor.&nbsp;Dr. Ezgi Topyıldız, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla alerjen besini "tanımaya" başladığını ve tepkilerini azalttığını belirterek, “Bu yöntemle, özellikle yer fıstığı, süt ve yumurta gibi yaygın alerjenlere karşı kazara maruziyet durumunda oluşabilecek hayati tehlikenin azaltılması sağlanıyor. Yöntem sayesinde çocuk ve ailesinin günlük yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor” diyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Düzenli takip&nbsp;</strong></p>

<p>Besin alerjisi zamanla kaybolabildiği için çocuğun düzenli olarak çocuk alerjisi uzmanı tarafından takip edilmesi gerekiyor.&nbsp;</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/dikkat-az-miktardan-bir-sey-olmaz-demeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jan 2025 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/01/agency/igf/dikkat-az-miktardan-bir-sey-olmaz-demeyin.webp" type="image/jpeg" length="92779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün bir çocuğa diyabet tanısı koyuluyor!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/her-gun-bir-cocuga-diyabet-tanisi-koyuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/her-gun-bir-cocuga-diyabet-tanisi-koyuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Endokrinolojisi bölümünden Prof. Dr. Sebahat Yılmaz Ağladıoğlu Tip-1 diyabet hastalığıyla ilgili önemli husulara dikkati çekti.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diyabet hastalığı son zamanlarda ani olarak ortaya çıkmakta ve çocuklarda yaygın olarak görülmektedir. Peki hangi çocuklar risk altında?</p>

<p><strong>5-14 YAŞ GRUBU ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA!</strong></p>

<p>Türkiye’de tip 1 diyabet, son yıllarda artış göstermektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkede yaklaşık 20.000 çocuk ve genç tip 1 diyabet tanısı ile yaşamaktadır. Bu sayı, dünya genelindeki artışla paralel olarak yükselmektedir. Özellikle 5-14 yaş grubu çocuklarda bu hastalık daha sık görülmektedir.</p>

<p>Tip 1 diyabet, genellikle ani belirtilerle ortaya çıkar. Çocuklarda en sık görülen belirtileri Doç. Dr. Sebahat Yılmaz Ağladıoğlu şu şekilde sıraladı;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Aşırı susama ve sık idrara çıkma: Çocuklar çok fazla su içmeye başlayabilir ve geceleri sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyabilir. Tuvalet eğitimi tamamlanmış bir çocukta sonradan ortaya çıkan gece veya gündüz alt ıslatma durumu da oraya çıkabilir.</p>

<p>• Aşırı yorgunluk: Enerji eksikliği ve halsizlik hissedilebilir.</p>

<p>• Açıklanamayan kilo kaybı: İnsülin eksikliği nedeniyle vücut, enerji için yağ ve kas dokusunu kullanmaya başlar.</p>

<p>• Bulanık görme: Kan şekeri seviyelerinin yükselmesi, göz merceğinde şişmeye neden olabilir.</p>

<p>• İştah artışı: Vücut enerjiyi düzgün kullanamadığı için daha fazla yemek yeme ihtiyacı doğabilir.</p>

<p><strong>HANGİ ÇOCUKLAR DAHA ÇOK ETKİLENİYOR? &nbsp;</strong></p>

<p>Tip 1 diyabetin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı risk faktörleri tespit edilmiştir:</p>

<p>• Genetik yatkınlık: Ailede tip 1 diyabet geçmişi olan çocuklar daha yüksek risk altındadır.</p>

<p>•Otoimmün hastalık öyküsü: Vitiligo, Çölyak veya Hashimoto gibi diğer otoimmün hastalıklara sahip çocuklarda tip 1 diyabet gelişme olasılığı daha yüksektir.</p>

<p>• Çevresel faktörler: Viral enfeksiyonlar ve beslenme alışkanlıkları gibi çevresel faktörlerin, hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir.</p>

<p><strong>ERKEN TEŞHİS HER ZAMAN ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Tip 1 diyabet, hızlı bir şekilde ilerleyebilir ve ketoasidoz adı verilen hayati tehlike taşıyan bir duruma yol açabilir. Bu nedenle, ebeveynlerin ve öğretmenlerin belirtiler konusunda bilinçli olmaları ve şüpheli durumlarda hemen bir sağlık profesyoneline başvurmaları önemlidir.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/her-gun-bir-cocuga-diyabet-tanisi-koyuluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/01/agency/igf/her-gun-bir-cocuga-diyabet-tanisi-koyuluyor.webp" type="image/jpeg" length="27426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulaklıkla ve yüksek sesle müzik dinleyenler dikkat!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/kulaklikla-ve-yuksek-sesle-muzik-dinleyenler-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/kulaklikla-ve-yuksek-sesle-muzik-dinleyenler-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Kulaklarım yüksek sese alışık” diyorsanız! Bu hatalar işitme kaybına neden olabiliyor... Kulak sağlığımızı korumak için uzmanından etkili öneriler...</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Modern çağın stresli, koşuşturmacalı ve kalabalık şehir ortamında hangi yöne baksanız çevrenizde kulaklıkla müzik dinleyen, seslendiğinizde ne dediğinizi duymak için kulaklıklarını çıkaran ya da trafikte ambulans sirenini bile duymayacak ölçüde müziğin sesini açanlara rastlayabiliyorsunuz.</p>

<p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, yüksek sese maruz kalma işitme kaybının en sık nedeni olarak karşımıza çıktığına dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek sesle müzik dinlemek özellikle de kulaklıkla yüksek sese maruz kalmak kulak sağlığına çok ciddi zararlar verebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferhan Öz, "Kulak zarına basınç uygulayarak zarın yırtılmasına hatta tüylü hücrelerin zarar görmesiyle geri dönüşü olmayan işitme kaybına yol açabiliyor" dedi.&nbsp;</p>

<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, kaçınılması gereken o hataları ve alınması gereken önlemleri anlattı,.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/01/10/1736488247-prof-dr-ferhan-z-1736489849-477-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>MÜZİĞİ YÜKSEK SESLE DİNLEMEYİN!</strong></p>

<p>Genel olarak 85 desibelin üzerindeki seslere uzun süre maruz kalındığında kalıcı işitme kaybı geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Öz, "85 desibelden bir elektrikli süpürgenin çıkardığı sesi anlayabiliriz. Özellikle ses şiddetinin 100 desibelin (çimen biçme makinesi sesi) üzerine çıkması durumunda çok kısa sürede bile işitme kaybı gelişebiliyor. Bu nedenle özellikle müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak, 60 desibelin üzerine çıkmamak gerekir. Örneğin; bir kütüphanede nasıl ki başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde bir ses yüksekliğiyle konuşuyorsanız, dinlediğiniz müzik de o yükseklikte olmalıdır" dedi.</p>

<p>Müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak kadar, bir saatten fazla aralıksız müzik dinlememenin de çok önemli olduğunu, bu nedenle müzik dinlerken sık ara verilmesi ve kulakların dinlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferhan Öz, diğer bir risk unsuru ile ilgili de, “Yüksek sesle müzik dinlemenin yanı sıra, özellikle gürültülü işyerlerinde uzun süre gürültüye maruz kalmak da iç kulağa ciddi zarar vermektedir. Bu nedenle gürültünün çok yüksek olduğu ortamlarda mümkünse iç kulağımızı korumak amacıyla kulak tıkacı kullanmaya özen göstermeliyiz.”uyarısında bulundu.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/kulaklikla-ve-yuksek-sesle-muzik-dinleyenler-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/01/agency/igf/kulaklikla-ve-yuksek-sesle-muzik-dinleyenler-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="28249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar öfke için 'itfaiyeci modelini' öneriyor!]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/uzmanlar-ofke-icin-itfaiyeci-modelini-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/uzmanlar-ofke-icin-itfaiyeci-modelini-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öfke kontrolü konusunu değerlendirdi. Öfkede kişinin önce hissettiğini, ardından tepki verdiğini ve son olarak düşünmeye geçtiğini anlatan Tarhan, soğuk kanlı kalınması gerektiğini hatırlattı. Tarhan, öfke ile mücadelede itfaiyeci modelini önerdi.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Öfkenin, insani bir duygu olduğunu ve herkeste görülmesinin de beklendiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuklarda bile öfke doğal bir şekilde ortaya çıkar. Öfke genellikle kişinin kendini savunma ihtiyacı hissettiği, tehdit altında olduğu, korku yaşadığı veya güvende hissetmediği durumlarda oluşur. Bu süreçte kişi bir his yaşar, ardından bu hisse bir tepki verir ve en son düşünme aşaması devreye girer. Genellikle önce his, ardından davranış ve son olarak düşünme süreci işlediği için kişi hata yapabilir.” dedi.</p>

<p>Öfke sırasında verilen tepkiler arasında küsme, surat asma, bağırma, çağırma veya azarlama gibi davranışların yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bunlar öfkenin dışa vurum şekilleri olarak değerlendirilebilir. Öfke kontrolü eğitiminde, kişilere öfkenin doğal ve insani bir duygu olduğunu, ancak bu duyguyla nasıl başa çıkılması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Kişi engellendiğinde, psikolojik bütünlüğü tehdit altında hissettiğinde veya bazı ilkeleri ve kuralları zedelendiğinde öfke ve gerilim yaşayabilir. Bu gibi durumlarda kişinin hızlı bir şekilde analiz yapmayı öğrenmesi önemlidir. Öfke kontrolünde başarılı olmak için bu yeteneği geliştirmek gerekir.” diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/01/06/1736154043-nevzat-tarhan-1736176734-677-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>YARGILANMA KORKUSU ÖFKEYİ TETİKLEYEBİLİYOR!</strong></p>

<p>Öfke kontrolü sürecinde özellikle olumsuz düşünce, inanç ya da kalıp yargıları araştırdıklarını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bir kişi kendini değersiz hissedebilir. Bir olayda önemsenmediğini, reddedildiğini ya da küçümsendiğini düşünebilir. ‘Benden hoşlanılmıyor, beni aşağılıyorlar, emeğime saygı gösterilmiyor’ gibi düşünceler geliştirebilir. Bazı durumlarda ise kişi, kendi kusurlarının ortaya çıkmasını istemediği için öfke duyabilir. Yargılanma korkusu öfkeyi tetikleyebilir. ‘Hatalarım ortaya çıkacak’ kaygısıyla öfkeyle tepki veren kişiler olabilir. Ancak bu tepki çoğu zaman bilinçli olarak verilmez. Bu kişiler, saygı görmeleri gerektiğine dair güçlü bir inanca sahip olabilirler. ‘Herkesten saygı görmeliyim’ düşüncesi, her olumsuz davranışı saygısızlık olarak algılamalarına neden olabilir. Bu da kişiye özgü öfkelenme nedenleri arasında yer alır. Her bireyin öfke sebebi kendine özgüdür ve bu nedenler, kişinin geçmiş deneyimleri ve algılarıyla şekillenir.”</p>

<p><strong>ÖFKE ANINDA NE YAPILMALI?</strong></p>

<p>Öfkede kişinin önce hissettiğini, ardından tepki verdiğini ve son olarak düşünmeye geçtiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “ ‘ Yangın çıktığı zaman önce yangının söndürülmesi amaçlanır. Sonra soğutulur ve en son da nedenine bakılır. Öfke durumunda da itfaiyeci modeli ile yaklaşmak gerekiyor. Öfke için itfaiyeci modelini öneriyoruz. Önce söndür, sonra sebebini araştır” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi öfkesinin farkına vardıktan sonra çözüm mümkündür. Ancak depresyon, öfkelilik şeklinde kendini gösterebiliyor. Bu, aslında öfkenin bir hastalık gibi olduğunu gösteriyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>“ÖFKELENDİĞİMİZ HER OLAY, BİR ANLAMDA KABUK DEĞİŞTİRMEK GİBİDİR”</strong></p>

<p>Erkek ve kadın beyinleri arasında duygusal tepkiler açısından farklılıklar bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir erkek üzüldüğünde bunu genellikle öfkeyle ifade ederken, kadınlar üzüntülerini daha doğrudan bir şekilde, ağlayarak dile getirir. Erkeğin öfkelenmesi, aslında incinmiş olduğunun bir işaretidir. Bu durumu, yaralanmış bir evcil hayvanın davranışına benzetebiliriz. Yaralı bir hayvan, sevmediği için değil, incinmekten korktuğu için tepki verir veya kendine yaklaşılmasını istemez. Erkeklerin öfkesini bu bağlamda anlamak ve doğru şekilde ele almak önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p>Öfke ve kırılganlık gibi durumların kişinin kendini tanıması ve geliştirmesi için fırsat olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öfkelendiğimiz her olay, bir anlamda kabuk değiştirmek gibidir; bir kazanım ve değişim fırsatıdır. Bu nedenle, öfke anlarında kişilere çift yönlü bir bakış açısı geliştirmelerini öneriyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>‘KIRIK KURABİYE FENOMENİ’…</strong></p>

<p>Birçok tartışma ve öfkenin, aslında yüzeyde görünen nedenlerden çok daha derin duygusal dinamiklere dayandığını da kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çift terapisinde yaşanan bir vakayı hatırlıyorum. Tartışma konusu, alışveriş merkezinde tuvalet kâğıdının 6’lı mı yoksa 8’li mi alınacağıydı. Düşünün, bu kadar basit bir konu öfkeye dönüşmüş. Psikolojide buna ‘kırık kurabiye fenomeni’ denir. Eğer insanlar zaten kavga etmeye hazır bir haldeyse, ‘Bu kurabiye niye kırık?’ diyerek bile tartışmaya başlayabilirler. Bu tür durumlarda, asıl önemli olan arka plandaki duyguyu çözebilmektir. Karşı tarafın duygularını önemsemek ve ona değer verdiğinizi hissettirmek, ilişkilerdeki gerilimleri azaltır. Yakın ilişkilerde iyi niyetli düşünceler (iyi zan) esas olmalı, kötü niyetli düşünceler (kötü zan) ise istisna olmalıdır. Bu yaklaşım özellikle dürüst ve yalan söylenmeyen ilişkilerde daha kolay uygulanabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>TOPLUM OLARAK ÇOK ÖFKELİYİZ…</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ne yazık ki, toplum olarak çok öfkeli bir hale geldik.” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Oysa bu sorunların çözümü oldukça basit; ancak bu konulara biraz yatırım yapmak ve zaman ayırmak gerekiyor. Kendine yatırım yapmak, mal, mülk ve paraya yatırımdan daha mı önemsiz? Kesinlikle hayır. Kendimize yaptığımız yatırım, hem bireysel hem de toplumsal olarak en değerli yatırım olacaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/uzmanlar-ofke-icin-itfaiyeci-modelini-oneriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/01/agency/igf/uzmanlar-ofke-icin-itfaiyeci-modelini-oneriyor.webp" type="image/jpeg" length="80781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Çiğli'de kadın sağlığına destek]]></title>
      <link>https://kemalpasakulishaber.com/izmir-ciglide-kadin-sagligina-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://kemalpasakulishaber.com/izmir-ciglide-kadin-sagligina-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de Çiğli Belediyesi, kadın sağlığına yönelik farkındalığı artırmak ve sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla 'Kadın Sağlığı İçin Mahalle Buluşmaları' etkinliklerine start verdi. Buluşmalar, her yaştan kadını sağlık konusunda bilinçlendirmeyi amaçlıyor.<strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Kadınların sağlıklı bir yaşam sürmeleri ve sağlık bilinçlerinin artması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>

<p>Çiğli Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikler, kadın sağlığı konusunda farkındalık yaratmayı ve sağlıklı yaşamı desteklemeyi amaçlıyor, her yaştan kadına hitap ederek onların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirmelerine katkı sağlıyor.</p>

<p>Etkinliklerde, kadınların kendi bedenlerini daha iyi tanımaları, temel cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında doğru bilgilere ulaşmaları sağlanıyor. Ayrıca, katılımcılara koruyucu sağlık davranışlarının önemi anlatılarak, kadın sağlığını tehdit eden sorunlara karşı koruyucu bilgiler veriliyor. Günlük hayatta karşılaşılan riskli sağlık alışkanlıklarının yerine doğru sağlık davranışları geliştirilmesine yönelik bilgiler de bu etkinlikler kapsamında aktarılıyor.</p>

<p><strong>BAŞKAN YILDIZ: “KADINLARIN YANINDAYIZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çiğli Belediyesi olarak kadın sağlığına ve kadınların bilinçlenmesine büyük önem verdiklerini ifade eden Başkan Yıldız, “Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüz aracılığıyla başlattığımız 'Kadın Sağlığı İçin Mahalle Buluşmaları' etkinliklerimizle, kadınların kendi bedenlerini tanımasını, sağlık konusunda doğru bilgiye ulaşmalarını ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmelerini destekliyoruz. Kadınlar ailelerinin ve toplumun en temel yapı taşlarıdır. Sağlıklı bir toplum için öncelikle kadınların sağlıklı olması gerekiyor. Etkinliklerimizle, onların sağlığını koruma ve farkındalık yaratma amacındayız. Her yaştan kadına ulaşarak, riskli sağlık davranışlarının yerine doğru alışkanlıklar kazandırmayı hedefliyoruz. Bu buluşmaların, kadınların hem sağlık bilincini artıracağına hem de kendilerini daha güçlü hissetmelerine katkı sunacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong><span>İGF Haber Ajansı</span></span>
    </div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://kemalpasakulishaber.com/izmir-ciglide-kadin-sagligina-destek</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kemalpasakulishabercom.teimg.com/crop/1280x720/kemalpasakulishaber-com/uploads/2025/01/agency/igf/izmir-ciglide-kadin-sagligina-destek.webp" type="image/jpeg" length="62359"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
